top of page

Faizle Borç Para Vermek Suç mu? Tefecilik ve Yargıtay 2026

14 saat önce
4 dakikada okunur
Kısa cevap: Kazanç elde etmek amacıyla, yani faiz ya da başka bir ad altında getiri almak için başkasına ödünç para vermek, Türk Ceza Kanunu m.241 uyarınca tefecilik suçudur ve iki yıldan altı yıla kadar hapis ile beş yüz günden beş bin güne kadar adli para cezası gerektirir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2026 tarihli, 2024/289 E., 2026/242 K. sayılı kararına göre suç için tek bir kişiye para vermek yeterlidir; bunu meslek hâline getirmek gerekmez. Buna karşılık taraflar arasında gerçek bir ticari ilişki bulunuyor ve geri ödenen fazlanın faiz olduğu kesin olarak ispatlanamıyorsa mahkûmiyet kararı verilemez.

Yakın bir tanıdığa, iş ortağına ya da bir çalışana borç verirken "paramın değeri erimesin" düşüncesiyle aylık bir getiri istemek oldukça yaygın bir davranıştır. Ancak bu durum, çoğu kişinin düşündüğünden çok daha ağır sonuçlar doğurabilir. Türk Ceza Kanunu, kazanç amacıyla başkasına ödünç para verilmesini tefecilik suçu olarak tanımlar. Bu yazıda, Yargıtay'ın 2026 yılında verdiği kararlar ışığında faizle borç para vermenin hangi durumlarda suç sayıldığını, hangi durumlarda sayılmadığını ve mahkemelerin delilleri nasıl değerlendirdiğini sade bir dille açıklıyoruz.

Elinde yelpaze şeklinde banknotlar tutan bir kişi – faizle borç para verme ve tefecilik suçu

Kanun ne diyor? Tefecilik suçu (TCK m.241)

TCK m.241/1'e göre kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beş yüz günden beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ise ceza bir kat artırılır (TCK m.241/2).

Madde gerekçesine göre faiz ya da başka bir ad altında kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verilmesi bu suçu oluşturur; yani getiriye "faiz" denmemesi tek başına sonucu değiştirmez. Belirleyici olan, ödünç verme işleminin kazanç elde etme amacıyla yapılıp yapılmadığıdır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2026 kararı

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.04.2026 tarihli kararında tefecilik suçunun unsurlarını şu şekilde özetlemiştir:

  • Suçun oluşması için kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verilmesi gerekir; kazanç amacı taşımayan ödünç verme işlemleri bu suçu oluşturmaz.

  • Para trafiğinin taraflar arasında gerçek bir alacak-borç ilişkisine dayanıp dayanmadığı önem taşır.

  • Yalnızca bir kişiye ödünç para verilmesi suçun oluşması için yeterlidir; failin bu işi meslek hâline getirip getirmediğinin önemi yoktur.

Somut olayda bir kişi, kâr ortaklığına dayanan bir iş için karşı tarafa para göndermiş, daha sonra gönderdiği tutardan daha fazlasını geri almıştı. Genel Kurul, taraflar arasında ticari bir ilişki bulunduğunda tereddüt olmadığını, aradaki farkın doğrudan tefecilikten kaynaklanan faiz olduğunu söylemenin "zannı galip" (kuvvetli ihtimal) düzeyinde kaldığını belirtti. Ödeme yapan tarafın banka işlemlerinde "borç ödemesi" açıklaması kullanmasının da tek başına faizle borç verildiğini göstermediğini vurguladı. Bu nedenle "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmederek mahkûmiyeti bozdu.

Karar oy çokluğuyla verilmiştir: yedi üye, mahkûmiyetin doğru olduğu görüşüyle karşı oy kullanmıştır. Bu da benzer olaylarda sonucun delillere göre farklı çıkabileceğini göstermektedir.

İstisna: Her ödünç verme tefecilik değildir

Kararlardan çıkan sonuca göre şu durumlarda tefecilik suçu kural olarak oluşmaz:

  • Para hiçbir getiri beklenmeden, yani faizsiz olarak ödünç verilmişse,

  • Gönderilen para aslında bir ortaklık, satış veya kira ilişkisinin parçasıysa ve bu ilişki gerçekse,

  • Geri ödenen fazlanın faiz olduğu, her türlü şüpheden uzak şekilde ispatlanamıyorsa.

Mahkeme nasıl değerlendirir?

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 30.04.2026 tarihli, 2024/3782 E., 2026/6216 K. sayılı kararında, borca karşılık taşınmaz devredildiği iddia edilen bir dosyada eksik inceleme gerekçesiyle mahkûmiyeti bozdu. Daireye göre mahkeme; borç tutarını netleştirmeli, faiz ödenip ödenmediğini ve buna ilişkin banka dekontlarını araştırmalı, tapu kayıtlarını ve satış sözleşmesini getirtmeli, gerekirse kolluk araştırması ve vergi inceleme raporu istemeli, alacaklı sıfatıyla yapılan icra takiplerini tespit edip borçluları tanık olarak dinlemelidir.

Aynı Daire, 13.07.2026 tarihli, 2025/2382 E., 2026/7706 K. sayılı kararında ise iki önemli tespit yaptı:

  • Kendisi borç almayan, yalnızca eşinin borcuna ilişkin senedi kefil olarak imzalayan ve adına kayıtlı taşınmazı devreden kişi yönünden tefecilik suçu oluşmaz.

  • Önceden plan yapılarak gizlice alınan ses ve görüntü kayıtları hukuka aykırı delil niteliğinde olabilir; bu durumda mahkûmiyete dayanak yapılamaz.

Bu kararlar, tefecilik davalarında yazılı belgelerin, banka hareketlerinin ve tapu işlemlerinin ne kadar belirleyici olduğunu açıkça göstermektedir.

Cezalar ve süreler

  • Temel ceza: 2–6 yıl hapis ve 500–5.000 gün adli para cezası (TCK m.241/1).

  • Örgüt faaliyeti: Ceza bir kat artırılır (TCK m.241/2).

  • Birden fazla kişiye ödünç verme: Her ödünç verme ayrı değerlendirilir; Ceza Genel Kurulu'na göre birden fazla kişiye ödünç para verilmesi tek suç sayılmaz.

  • Dava zamanaşımı: Cezanın üst sınırı altı yıl olduğundan dava zamanaşımı on beş yıldır (TCK m.66/1-d).

  • Şikâyet: Kanunda şikâyet şartı öngörülmediğinden soruşturma kendiliğinden yürütülür.

Sık sorulan sorular

Bir arkadaşıma yalnızca bir kez faizle borç verdim; bu da suç mu? Ceza Genel Kurulu'na göre tek bir kişiye kazanç amacıyla ödünç para vermek suçun oluşması için yeterlidir. Bu işin meslek hâline getirilmesi aranmaz.

Borç karşılığında senet veya tapu almak tefecilik sayılır mı? Teminat almak tek başına suç değildir. Belirleyici olan, paranın kazanç amacıyla ödünç verilip verilmediğidir. Yargıtay, tapu devrinin gerçek bir satış mı yoksa borcun teminatı mı olduğunun ayrıntılı biçimde araştırılmasını istemektedir.

Verdiğim paradan fazlası geri ödendi; bu fark otomatik olarak faiz mi sayılır? Hayır. Ceza Genel Kurulu, taraflar arasında gerçek bir ticari ilişki varsa aradaki farkın faiz olduğunu varsaymanın yeterli olmadığını, suçun kesin delille ispatlanması gerektiğini belirtmiştir.

Şikâyetçi şikâyetinden vazgeçerse dava düşer mi? Tefecilik suçu şikâyete bağlı bir suç olmadığından, şikâyetten vazgeçme kural olarak davayı düşürmez.

Sonuç

Faizle borç para vermek, tek seferlik ve küçük bir tutar olsa bile tefecilik suçu kapsamına girebilir. Öte yandan Yargıtay'ın 2026 kararları, her ödünç vermenin ya da geri ödenen her fazlanın faiz sayılamayacağını, taraflar arasındaki gerçek ilişkinin ve delillerin titizlikle incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle borç ilişkilerinin, ortaklık ve satış işlemlerinin yazılı olarak ve banka kanalıyla belgelenmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda önemli rol oynar.

Kaynaklar:

⚠️ Önemli uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut durumunuza ilişkin değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Fener Hukuk İletişim Bilgileri Adres: Esentepe Mah. Kasap Sok. 14/7 Şişli/İstanbul Telefon: 0212 219 00 18 WhatsApp: 0555 838 50 50 E-posta: info@fenerhukuk.com.tr Online randevu

Yorumlar


Son Yazılar

bottom of page